Ayakkabılar
Sırala :

2016 Kadın Trend Ayakkabı Modelleri





Kadın Ayakkabısının Binbir Yüzü…

‘‘İddia edildiği gibi 3000 tane ayakkabım yok…sadece 1060 tane var.’’ Bu laf, Filipinlerin eski First Lady’si, aynı zamanda dünyanın en zengin devlet yöneticilerinden birinin eşi olan Imelda Marcos tarafından söylenerek tarihe geçmiş. Her ne kadar bu açıklama Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’in ‘’Ekmek bulamıyorsa pasta yesinler,’’  şımarıklığını çağırıştıyorsa da diğer bir yönden böyle bir laf içimizi biraz olsun rahatlatmıyor değil. Sağolsun bayan Marcos, ayakkabı sahipliğini abartmak konusundaki çıtayı 1000’lerin üstüne taşımış ve bizim sahip olduğumuz onlarca ayakkabı Marcos’un rakamı yanında son derece mutevazi ve açıklanabilir bir düzeyde bırakmış!

Kadınların ayakkabı tutkusu inkar edilemez bir gerçek. Ayakkabı alışverişinin ne kadarının ihtiyaç ne kadarının psikolojik tatmine yönelik olduğunu tartışmak ise abesle iştigalden öteye gitmez. Kadın ayakkabı konusunda sorgulanamaz, kadın ve ayakkabı arasında üçüncü şahıslar giremez. Belki her kadının Marcos gibi binlerce ayakkabıya sahip olmaya imkanı yetmez, ama her kadın kendini ifade edecek kadar, farklı ruh halleri için seçtiği farklı kombinleri bütünleyecek kadar çok çeşitte ayakkabı sahibi olmayı hak eder. Üstelik ayakkabının ekonomik anlamda da büyük avantaj sağladığını söylersek yanlış olmaz! Öyle ya bir kadın kendini elmas, yakut, pırlanta gibi taşlarla da ifade edebilir, son derece pahalı mücevherlerle de. Kadın ayakkabıları aslında bize bütçemizde aşırıya kaçmadan çeşitliliği, kaliteyi, lüksü ve şıklığı yaşamamıza olanak sağlıyor.

Peki hiç düşündünüz mü ayakkabı seçimlerimiz bizim hakkımızda neler söylüyor? İsterseniz yüksek topukların tutkunu olun isterseniz topuksuz babet modellerde kendinizi bulun, tercih ettiğiniz her ayakkabı modeli sizin kişiliğinizle ilgili ipuçları veriyor. Şimdi gelin belli başlı kadın ayakkabı modelleri ve onları giymenin arkasındaki psikolojiye göz atalım.

Topuklu Ayakkabı:

Geçmişte yüksek topuk zenginlik demekti. Tarihe baktığımızda topuklu ayakkabıların bundan yüzyıllar önce Fransa’da sokaklardaki pisliklere temas etmemek için aristokrat aileler tarafından kullanıldığını görüyoruz. Her ne kadar pek de hoş bir sebeple tarih sahnesine çıkmamış olsa da topuklu ayakkabılar tarihte aristokrasi ve zenginlikle özdeşleşti, çünkü parası olmayanlar topuklu ayakkabıya ulaşamıyordu! Neyse ki günümüzde durum böyle değil. Topuklu ayakkabı artık hepimizin dolaplarında yerini aldı. Fakat topuklu ayakkabıların zenginlik ve lüks algısı ile ilişkisi tümden geçerliliğini kaybetmiş değil. Topuklu ayakkabı dışardan bakıldığında hala yüksek standartları olan bir hayatı, estetik kaygıların ön planda olduğu konforlu bir yaşamı çağrıştırıyor. Nihayetinde, sosyal statümüzü, dışarıdan nasıl gözüktüğümüzü önemsemesek belki de tercihimizi sürekli topuksuz veya spor ayakkabılardan yana kullanabilirdik. Ama topuklu ayakkabı giyilmesinin sebebi sadece şık ve bakımlı görünme isteğiyle açıklanamaz.

Yapılan bilimsel araştırmalar ortaya koymuş ki, topuk boyu kadınların duygusal durumu ile bire bir alakalıymış. Eğer ki duygusal açıdan pek de iyi hissetmediğiniz bir gün yaşıyorsanız topuklu ayakkabı tercih etme olasılığınız oldukça zayıf. Topuklu ayakkabı insana otorite, duruma hakimiyet ve kişisel güven gibi duygular veriyor. Pek de göze çarpmak istemediğimiz ve insanlarla iletişime kapalı olduğumuz günlerde daha çok topuksuz ayakkabıları tercih ediliyoruz.

Topuklu ayakkabının üzerimizdeki psikolojik etkisini küçük bir çabayla tersine döndürmek mümkün. İyi hissetmediğimiz günler birazcık kendimizi zorlayarak da olsa topuklu ayakkabılarımızı giyip kendimizi çok daha şık, seksi, güvenli ve pozitif hissedebiliriz!

Dolgu Topuklar:

Kadın ayakkabı modelleri arasında belki de en kullanışlı olanlardan biridir dolgu topuklar. Bir gün içinde birden fazla kişiliğe bürünmemiz gerektiğinde imdadımıza yetişir, her ortama kolayca uyum sağlar, şıklığı ve rahatlığı bir arada tavizsiz olarak sunarlar. Dolgu topuklu bir bayanın aktif, çağdaş, çok yönlü bir insan olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hayatı dolu dolu yaşamak isteyen, her anın tadını çıkarmak isteyenlerin modelidir dolgu topuklar.

Babetler:

Babetlerin en önemli vaadi rahatlıksa da şıklık konusunda iddiası olmadığını söylemek doğru olmaz. İş ortamlarında sade bir şıklıktan yana olanların modeli olan babet günlük hayatta da özellikle uzun zaman ayakta durmamız veya yürümemiz gereken günlerde bize rahatlıkla eşlik ederler. Babet giyen kadınların ortak özelliği başarıya odaklı ve pratik olmalarıdır. Babet aslında gizli bir iddianın dışavurumudur. Babet giyen kadın kendine güvenlidir, iddiasının altını kalın kalemlerle çizmesi gerekmez. Kendi yolunda rahatça yürür, siz onu takip edersiniz.

Sandalet:

Yaz aylarının vazgeçilmez modeli sandalet her şeyden önce rahatlık ve ayak sağlığı için ideal modellerden biridir. Biraz bohem bir ruhu çağrıştırdığını söylemek de mümkün. Sandalet her kişilikten bayanın tercih edebileceği bir modeldir, yeter ki yazın tadını çıkarmaya niyeti olsun!

Peki ya Renkler?

Ayakkabı seçimimizde yöneldiğimiz renkler de bizim ruh halimi ve karakterimiz hakkında ipuçları barındırır. Canlı ve parlak renklerdeki kadın ayakkabı modelleri dışa dönük kişiliklerin tercihiymiş.

İlginç bir bilgi, bir araştırma, ayakkabılarını temiz, hiç lekesiz kullananların diğer insanlara göre çok daha adaletli olduğunu ortaya koymuş. Ayakkabıda rahatlık yerine şıklığı tercih eden, stil görünmek için zaman zaman çok rahat olmayan modeller seçen kişiler ise oldukça sakin yapıdalarmış. Flip flop tarzı terlikleri daha özgür ruhlu kişiler tercih ederken, topuksuz bot tercih eden kişiler biraz daha kolay sinirlenen karakterler olurmuş.

Sesinizi duyar gibiyiz! Ayakkabı modelinize göre ruh halinizi ve kişiliğinizi tahlil etmek istediniz ama bir sorun var ki siz bu ayakkabı modellerinin hepsini seviyorsunuz! Aslında bu durumda hiç yadırganacak bir yön yok. Bir kadının içinde bin bir çeşit kadın vardır. Her gün bir diğerinden farklı hissedebilir, hatta aynı gün içinde değişik ruh hallerine bürünebiliriz. Ayakkabıların model çeşitliliği bize tam da bu değişken ruh hallerimizi yaşamamız için yardımcı oluyor. Belki Imelda Marcos gibi binlerce ayakkabımız yok ama ruhumuzun bin bir yüzüne eşlik edecek kadar çok ayakkabıyı hepimiz hak ediyoruz!

Kadın Ayakkabısının Binbir Yüzü…

‘‘İddia edildiği gibi 3000 tane ayakkabım yok…sadece 1060 tane var.’’ Bu laf, Filipinlerin eski First Lady’si, aynı zamanda dünyanın en zengin devlet yöneticilerinden birinin eşi olan Imelda Marcos tarafından söylenerek tarihe geçmiş. Her ne kadar bu açıklama Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’in ‘’Ekmek bulamıyorsa pasta yesinler,’’  şımarıklığını çağırıştıyorsa da diğer bir yönden böyle bir laf içimizi biraz olsun rahatlatmıyor değil. Sağolsun bayan Marcos, ayakkabı sahipliğini abartmak konusundaki çıtayı 1000’lerin üstüne taşımış ve bizim sahip olduğumuz onlarca ayakkabı Marcos’un rakamı yanında son derece mutevazi ve açıklanabilir bir düzeyde bırakmış!

Kadınların ayakkabı tutkusu inkar edilemez bir gerçek. Ayakkabı alışverişinin ne kadarının ihtiyaç ne kadarının psikolojik tatmine yönelik olduğunu tartışmak ise abesle iştigalden öteye gitmez. Kadın ayakkabı konusunda sorgulanamaz, kadın ve ayakkabı arasında üçüncü şahıslar giremez. Belki her kadının Marcos gibi binlerce ayakkabıya sahip olmaya imkanı yetmez, ama her kadın kendini ifade edecek kadar, farklı ruh halleri için seçtiği farklı kombinleri bütünleyecek kadar çok çeşitte ayakkabı sahibi olmayı hak eder. Üstelik ayakkabının ekonomik anlamda da büyük avantaj sağladığını söylersek yanlış olmaz! Öyle ya bir kadın kendini elmas, yakut, pırlanta gibi taşlarla da ifade edebilir, son derece pahalı mücevherlerle de. Kadın ayakkabıları aslında bize bütçemizde aşırıya kaçmadan çeşitliliği, kaliteyi, lüksü ve şıklığı yaşamamıza olanak sağlıyor.

Peki hiç düşündünüz mü ayakkabı seçimlerimiz bizim hakkımızda neler söylüyor? İsterseniz yüksek topukların tutkunu olun isterseniz topuksuz babet modellerde kendinizi bulun, tercih ettiğiniz her ayakkabı modeli sizin kişiliğinizle ilgili ipuçları veriyor. Şimdi gelin belli başlı kadın ayakkabı modelleri ve onları giymenin arkasındaki psikolojiye göz atalım.

Topuklu Ayakkabı:

Geçmişte yüksek topuk zenginlik demekti. Tarihe baktığımızda topuklu ayakkabıların bundan yüzyıllar önce Fransa’da sokaklardaki pisliklere temas etmemek için aristokrat aileler tarafından kullanıldığını görüyoruz. Her ne kadar pek de hoş bir sebeple tarih sahnesine çıkmamış olsa da topuklu ayakkabılar tarihte aristokrasi ve zenginlikle özdeşleşti, çünkü parası olmayanlar topuklu ayakkabıya ulaşamıyordu! Neyse ki günümüzde durum böyle değil. Topuklu ayakkabı artık hepimizin dolaplarında yerini aldı. Fakat topuklu ayakkabıların zenginlik ve lüks algısı ile ilişkisi tümden geçerliliğini kaybetmiş değil. Topuklu ayakkabı dışardan bakıldığında hala yüksek standartları olan bir hayatı, estetik kaygıların ön planda olduğu konforlu bir yaşamı çağrıştırıyor. Nihayetinde, sosyal statümüzü, dışarıdan nasıl gözüktüğümüzü önemsemesek belki de tercihimizi sürekli topuksuz veya spor ayakkabılardan yana kullanabilirdik. Ama topuklu ayakkabı giyilmesinin sebebi sadece şık ve bakımlı görünme isteğiyle açıklanamaz.

Yapılan bilimsel araştırmalar ortaya koymuş ki, topuk boyu kadınların duygusal durumu ile bire bir alakalıymış. Eğer ki duygusal açıdan pek de iyi hissetmediğiniz bir gün yaşıyorsanız topuklu ayakkabı tercih etme olasılığınız oldukça zayıf. Topuklu ayakkabı insana otorite, duruma hakimiyet ve kişisel güven gibi duygular veriyor. Pek de göze çarpmak istemediğimiz ve insanlarla iletişime kapalı olduğumuz günlerde daha çok topuksuz ayakkabıları tercih ediliyoruz.

Topuklu ayakkabının üzerimizdeki psikolojik etkisini küçük bir çabayla tersine döndürmek mümkün. İyi hissetmediğimiz günler birazcık kendimizi zorlayarak da olsa topuklu ayakkabılarımızı giyip kendimizi çok daha şık, seksi, güvenli ve pozitif hissedebiliriz!

Dolgu Topuklar:

Kadın ayakkabı modelleri arasında belki de en kullanışlı olanlardan biridir dolgu topuklar. Bir gün içinde birden fazla kişiliğe bürünmemiz gerektiğinde imdadımıza yetişir, her ortama kolayca uyum sağlar, şıklığı ve rahatlığı bir arada tavizsiz olarak sunarlar. Dolgu topuklu bir bayanın aktif, çağdaş, çok yönlü bir insan olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hayatı dolu dolu yaşamak isteyen, her anın tadını çıkarmak isteyenlerin modelidir dolgu topuklar.

Babetler:

Babetlerin en önemli vaadi rahatlıksa da şıklık konusunda iddiası olmadığını söylemek doğru olmaz. İş ortamlarında sade bir şıklıktan yana olanların modeli olan babet günlük hayatta da özellikle uzun zaman ayakta durmamız veya yürümemiz gereken günlerde bize rahatlıkla eşlik ederler. Babet giyen kadınların ortak özelliği başarıya odaklı ve pratik olmalarıdır. Babet aslında gizli bir iddianın dışavurumudur. Babet giyen kadın kendine güvenlidir, iddiasının altını kalın kalemlerle çizmesi gerekmez. Kendi yolunda rahatça yürür, siz onu takip edersiniz.

 Sandalet:

Yaz aylarının vazgeçilmez modeli sandalet her şeyden önce rahatlık ve ayak sağlığı için ideal modellerden biridir. Biraz bohem bir ruhu çağrıştırdığını söylemek de mümkün. Sandalet her kişilikten bayanın tercih edebileceği bir modeldir, yeter ki yazın tadını çıkarmaya niyeti olsun!

Peki ya Renkler?

Ayakkabı seçimimizde yöneldiğimiz renkler de bizim ruh halimi ve karakterimiz hakkında ipuçları barındırır. Canlı ve parlak renklerdeki kadın ayakkabı modelleri dışa dönük kişiliklerin tercihiymiş.

İlginç bir bilgi, bir araştırma, ayakkabılarını temiz, hiç lekesiz kullananların diğer insanlara göre çok daha adaletli olduğunu ortaya koymuş. Ayakkabıda rahatlık yerine şıklığı tercih eden, stil görünmek için zaman zaman çok rahat olmayan modeller seçen kişiler ise oldukça sakin yapıdalarmış. Flip flop tarzı terlikleri daha özgür ruhlu kişiler tercih ederken, topuksuz bot tercih eden kişiler biraz daha kolay sinirlenen karakterler olurmuş.

Sesinizi duyar gibiyiz! Ayakkabı modelinize göre ruh halinizi ve kişiliğinizi tahlil etmek istediniz ama bir sorun var ki siz bu ayakkabı modellerinin hepsini seviyorsunuz! Aslında bu durumda hiç yadırganacak bir yön yok. Bir kadının içinde bin bir çeşit kadın vardır. Her gün bir diğerinden farklı hissedebilir, hatta aynı gün içinde değişik ruh hallerine bürünebiliriz. Ayakkabıların model çeşitliliği bize tam da bu değişken ruh hallerimizi yaşamamız için yardımcı oluyor. Belki Imelda Marcos gibi binlerce ayakkabımız yok ama ruhumuzun bin bir yüzüne eşlik edecek kadar çok ayakkabıyı hepimiz hak ediyoruz!